DRONE’UN ASKERİ ALANDA LOJİSTİK DESTEK HİZMETLERİ VE GELECEĞİ

Projeyi Hazırlayanlar:

Ahmet KONAK

Tolga UYSAL

ABD ordusu, Afganistan’ın başkenti Kâbil’de ordu kaynakları için devrim niteliğinde bir drone kullanmaya başladı. Birbirinden uzak karakollar arasında mühimmat ve tıbbi malzeme taşıyan kamyonların sık sık saldırıya uğraması, mayına yakalanması, tuzaklanan bombalar ile kullanılamaz hale getirimesi ve tüm lojistik operasyonlarını tehdit eder hale gelmesi üzerine taşıma işlemi gerçekleştirecek bir askeri drone geliştirdi.

Düşman faaliyetlerinin izlenmesi için gözetleme uçağı ve hava saldırıları gerçekleştirmek için geliştirilen silahlı versiyonları, ülkemizin de aralarında bulunduğu birçok devlet tarafından kullanılmaktadır. Ancak ABD ordusunun oluşturduğu bu girişim, askeri lojistik destek faaliyetleri açısından ilk kez operasyonel olarak kulanıldığını gösteriyor.

Afganistan’da geliştirilen bu sistem ile 17 Aralık 2016 tarihinden itibaren yüzlerce ton yük taşındığı belirtiliyor. Beyaz Saray sözcüsü Kyle O’Connor, ‘’Afganistan topraklarının her yeri mayınlarla ve basitçe oluşturulmuş patlayıcılarla dolu olması, kara lojistik konvoylarımız için her zaman problem teşkil ediyor. Kara konvoyundan hava operasyonlarına aktarabileceğimiz her yük, askerlerimizin her gün karşılaştığı tehlikeleri azaltacak. Geliştirilen insansız taşıma drone’u ile bir tane bile askerimiz zarar görmeyecek ve kayıpsız operasyonlar gerçekleştirmek bizim açımızdan alınabilecek en iyi sonuç ’’

Aynı şekilde Çinli üretici Ehang, Tüketici Elektroniği Fuarı’nda dünyanın ilk yolcu drone’unu tanıttığında bahsetmediği bir şey vardı. Ehang CEO’su Huazhi Hu, amacının, insanlar için daha kolay ve daha hızlı uçmasını sağlamak ve tıbbi bakım, nakliye ve perakendecilik gibi alanlarda, ticari uçuşlarda devrim yaratacağını söyledi. Ancak üretilen aracın insanlı-insansız hava araçları ile bağlantılı olarak çalışabileceği ortaya çıktı.

Dünyadaki güçlü ordular, lojistik hizmetlerini güçlendirmek adına insansız taşıma sistemleri ile ilgilenmeye başladılar. Bitirme çalışmamız; bu yeni sistemi konu alarak sistemin sağlayacağı faydaları göz önüne sermeyi, konu ile ilgilenenlere faydalı bilgiler sunmayı ve konunun gelecekte sahip olacağı önemi vurgulamayı amaç edinmiştir. Tıbbi malzeme ve askeri mühimmat gibi sevkiyatı acil yapılması gereken yükler için eşsiz bir hıza ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin personel kaybını en aza indirecek optimizasyonlara sahip olması açısından çok değerli gördüğümüz bu konu, detaylı bir şekilde sunulacaktır.

BİRİNCİ BÖLÜM

1. DRONE İLE TAŞIMACILIK

Gelişmekte olan küresel piyasalarda teknolojik gelişmeler göz önüne alındığında; kargo drone’ları modern lojistik endüstrisinin hızla yaygınlaşan, önemli bir parçası haline geliyor. Kargo taşımacılığı hızla geleneksel standartlardan yeni nesil taşıma araçlarına doğru kayıyor.

Öncelikle savaş lojistiği operasyonları için test edilmeye başlanan kargo drone’ları; gıda sektöründe uzaktan servis, kargo şirketlerinde paket teslimat ve en önemlisi de tıbbi malzeme taşımacılığı için hizmet vermek üzere test aşamasını tamamlamaya çok yakın. Yapılan araştırmalara göre tüketiciler bu yeni kargo taşıma türüne sıcak bakıyor ve bu hizmet için ekstra ücret ödemeye hazırlar. Tüketicileri bu kadar istekli kılan hizmet olanağının, hatırı sayılır seviyede azalan gönderim süresi olduğu biliniyor. Kargo ve askeri alandaki drone’ların cazip gelen en önemli özelliği gönderim süresini kısalması ve güvenilir bir taşıma aracı olması.

Drone ile yapılan taşımacılığın en önemli alanlarından biri şüphesiz tıbbi malzeme taşımacılığıdır. Tıbbi malzeme taşımacılığı, drone’un en ihtiyaç duyulduğu alanlardan biridir. Konu sağlık olduğunda sürat, müdehale sürecinin başında gelir. Bu nedenle dünyanın çeşitli bölgelerinde drone ile tıbbi malzeme taşıma denemeleri yapılmaktadı.

Askeri alanda ilk olarak drone’lar; kamera ve radar sistemleri ile alan tespiti, gözlem vb. amaçlar için kullanılırken, günümüzde askeri mühimmat, gıda, silah vb. malzemeleri taşıma amacı ile kullanılmaktadır.

Drone ile yapılan taşımada tıp alanında üzerine en çok düşülen ve en acil ihtiyacı doğan malzemeler adına ilk sırada bulunan taşıma malzemesi olarak flebotomi (kan torbası) olduğu gözlemlenmektedir. Kanın sıcaklık ve yapısal değerlerini bozmadan taşıma işlemi gerçekleştirebilen drone’lar üzerinde çalışmalar yürütülmektedir.

1.2. Drone’un Taşımacılıktaki Geleceği

Drone taşımacılığı ile ilgili üzerinde düşünülen problemlerden biri de drone’un güzergah noktası yoğunluğudur. Günümüzde taşıma işlemini gerçekleştirecek olan drone prototiplerinin tek paket teslimatı için tasarlanmış olması, gerçekleştirilecek her sevkiyat için ayrı bir taşıyıcı drone ihtiyacını doğurmuştur. Bu durumun gökyüzündeki drone trafiğini, drone’un uğradığı güzergahlarda oluşacak zaman ve enerji kaybını olumuz yönde etkileyeceği öngörülmektedir. Bu problem karşısında üretilen çözüm önerilerinden en önemlisi, milk-run sisteminin drone taşımacılığı sektörüne uyarlanması fikridir.

Ekonomi, zaman ve enerji yönetimi bakımından olumlu etkileri yadsınamaz bir gerçek olan bu sistem; gelecekte drone taşıma kapasitesinin ve pil ömrünün artışı ile birlikte, gerçekçi bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor. Sistem; teslim edilecek birkaç paketin, drone’a tek seferde yüklenerek dağıtılmasını öngörmektedir. Bununla birlikte günümüzde oluşturulan taşıma drone’u prototipleri arasında henüz böyle bir drone ya da sistem planı bulunmuyor.

Drone ile taşımacılığın geleceği için askeri ve ilk yardım amaçlı bir çok çalışma gerçekleştirilmektedir. Bunlardan askeri alanda kullanılabiliecek en önemli başlıklar; Amerikan ordusunun halihazırda denemelerini yaptığı insansız hava aracı drone ile; insan ve canlı taşımacılığı üzerinde bir çok çalışma gerçekleştirmektedir. Aynı zamanda ilk yardım ve sağlık ekibi taşımacılığı üzerinde yapılan çalışmalarda önemli gelişmeler katedilmiştir. Bu çalışmalarda, drone’un içerisinde iki sağlık personeli, bir veya iki sedye ve tıbbi ekipman bulunmaktadır. Ve gelecekteki çalışmalarda drone’un içindeki ekipmanların geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Drone’un geleceğinde itfaiye drone’lar üzerinde de bir çok çalışma yapılmaktadır. Drone’un içerisinde su deposu olarak kullanılmak üzere bir hazne ve yangın alanının tespiti için radarlı kamera sistemi bulunmaktadır. Radarlı kamera sisteminin belirlediği alanın tespitinin ardından bilgisayar sistemi ile hedeflenip su ile müdehale edilmesi adına çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmaların yakın gelecekte geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Şimdilik sadece askeri alanda Amerikan ordusunun en büyük drone üreticisi İsrail’in Flytrex şirketi ile ortaklaşa denemelerini gerçekleştirdiği, şimdilik 10 adet olan, gelecekte bu rakamın arttırılacağı öngörülmekte olduğu yolcu taşımacılığı ve canlı taşımacılığı çalışmaları üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çalışmaların neticesinde olumlu sonuçlar elde edildiği taktirde birçok havayolu ve hava kargo şirketi, gelecekteki drone’lar ile taşımacılık yapmaya başlayacak. Gelecekte kullanılacak olan drone’lar hem havayolu şirketleri hem de tüketiciler için ekonomik anlamda daha kârlı ve daha güvenilir bir ortam hazırlayacaktır. Aynı zamanda hava alanları ve hava trafiği için riskler en alt seviyeye indirgenmiş olacaktır.

1.3. Drone’un Günümüzde Lojistik Amacı ile Kullanım Alanları

Drone ile kargo taşımacılığında ilk girişim Amazon tarafından gerçekleştirilmiştir. Cambridge’te denemelere başlayan Amazon, drone vasıtası ile posta dağıtımı sağlayacak bir deneme yaptı. Bu deneme başarı ile sonuçlandı ve Amazon’un dron ile dağıtım planlarında büyük bir adım oldu.

Amazon, Cambirdge’deki ilk denemelerinde paket olarak Fire TV ve patlamış mısır çantasının teslimatını yaptı, bu teslimat 13 dakikada gerçekleştirildi ve kargo taşımacılığında zaman tasarrufu adına büyük bir gelişme elde etmiş oldu.

Dünyanın en büyük drone üreticilerinden İsrailli şirket Flytrex; drone üretimini seri hale getiren ilk şirkettir. 2018 yılında geçmiş yıllarda yapmış olduğu AR-GE yatırımlarının karşılığını almış olup; drone’ların uçuş menzilini, taşınılabilir yük kapasitesini, boyutunu, yakıt optimizasyonunu çok büyük oranda arttırmıştır.

İzlanda, düzenli olarak drone ile teslimat sürecine geçen ilk ülkelerden biridir. İzlanda’nın en büyük e-ticaret şirketlerinden biri olan AHA, teslimat ağını genişletmek ve Reykjavik’teki müşterilerine etkili teslimat ve kısa gönderim süreleri için dünyanın en iyi drone üretim şirketlerinden Flytrex ile ortaklık kurdu.

Flyrex’in drone dağıtım sistemini kullanan AHA; şehri ikiye bölen nehrin üzerinden, teslimat süreleri ve maliyetleri azaltarak kargo taşımacılığı yapmaktadır.

Flytrex’in sağlamış olduğu drone taşımacılığı sistemi; taşınılabilir yük kapasitesinde, iş gücünde, müşteri memnuniyeti, hızlı teslimat ve ekonomik anlamda çok büyük gelişmeler kat ettirmiştir.

Şekil 1 Flytrex Taşıma Drone’u

Reykjavik’te araba ile 25 dakika sürecek teslimatlar sadece dört dakika içinde bir drone tarafından tamamlanabilmektedir.

İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te sipariş veren müşteriler, teslimat sürelerini önemli ölçüde hızlandıracak olan drone’lar ile kapılarına kadar doğrudan gıda ve diğer ürünleri teslim alabilecek.

‘’Teslimatları artık sipariş vermek kadar kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştiriyoruz.’’ (Flytrex CEO’su Yariv Bash)

Reykjavik’te gerçekleştirilen drone ile kargo teslimatı; gelecekte komşu ülkelere ve denizaşırı ülkelere drone sevkiyatı yapmayı hedeflemektedir.

2014 yılının başında ABD’nin drone ile taşımacılık ile ilgili yasal düzenlemeler girişiminde bulunmasının ardından, yapılan yatırımlarda tekrar artış göstermiştir. Her geçen yıl yapılan testlerden olumlu sonuçlar alınmasından kaynaklı yatırımlarda artış olacağı öngörülmektedir.

Drone ile kargo taşımacılığının en çok verim alınarak kullanılan taşımacılık çeşidi ilkyardım ve acil tıbbi malzeme sevkiyatıdır. Kan, organ, ilaç vb. tıbbi malzeme taşımacılığı, bir çok ülke tarafından sistematik bir şekilde, düzenli olarak gerçekleştirilmektedir.

Drone teslimatının en çok kullanıldığı bölge sanılanın aksine Doğu Afrika bölgesidir. Doğu Afrika bölgesinde ilk olarak Ruanda ve Tanzanya’da kullanılmaya başlanmıştır. Ruanda günümüze kadar 1500’den fazla başarılı teslimat gerçekleştirdi.

‘’Çoğu insan; drone, robotik ve yapay zekanın gelişimini tamamlamış zengin ülkeler tarafından kullanılmaya başlandığına dair yanlış düşüncelere sahip. En zengin ülkeler değil, modern reform ve yeni şeyler denemek için istekli olan ülkeler, bu değişiklikten daha fazla faydalanmaktadır.’’ (Zipline’nin CEO’su Keller Rinaudo)

Tanzanya, Silikon Vadisi’nden Zipline ile birlikte 4 drone dağıtım merkezi açmayı ve 100'den fazla drone ile 2000'den fazla uçuş gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.

Doğu Afrika Bölgesinde; kara ulaşımı gelişmemiş olduğu ve birçok sağlık probleminin yaşandığı bölgede; birçok vakıf ve ülkenin desteği ile ilkyardım ve acil tıbbi malzeme taşımacılığı drone’ları ile taşınmaktadır. Drone ile ilkyardım kargo taşımacılığını Doğu Afrika Bölgesi dışında en verimli ve sistemli şekilde kullanan ülkelerden biri de İsviçre’dir.

Swiss Post (İsviçre Posta) ve drone üreticisi Matternet; Lugano, İsviçre’deki iki hastane arasında labaratuvar numunelerini drone’lar ile başarılı bir şekilde taşıdı. Hastaneler birbirleri arasında drone’lar ile teslimatı 2018'de düzenli bir operasyon haline getirmiştir. (aircargoworld.com, 2018)

Swiss Post, Ticino EOC Hastane Gurubu ve Matternet ortak projeyi, Mart 2017 de başlattı. Bu tarihe kadar numuneler kara yolu ile taşınıyordu ancak bu deney sonucunda drone’ların karayolu taşımacılığına oranla daha hızlı ve verimli bir şekilde nakliye yapabileceği sonucuna varıldı. Mart aynıdan günümüze kadar yaklaşık yetmiş test uçuşu yapılmıştır. Daha sonraki test uçuşları 4 Nisan 2018'e kadar sürecek ve bir değerlendirme yapılacak. 2018 yazı için daha çok test yapılması planlanıyor. Bu testlerde kullanılan drone’lar 80 santimetre çapındadır ve 2 kilograma kadar olan eşyaları taşıyabilir. 20 kilometre uçuş menziline sahiptir.

Değerli tıbbi malzemelerin güvenliği önem arzettiği için, drone’un güvenli taşıma yapabilmesi adına tüm elektronik arızalanma durumlarında taşınan tıbbi ürün serbest bırakılacak bir paraşüt yardımı ile güvenli iniş yaptırılabilir.

Drone’lar; ilkyardım müdehaleleri amacı ile ve ambulans olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Bir kazadan sonraki ilk dakikalar, kalp krizinin önlenmesi için doğru bakımı sağlamak için kritik öneme sahiptir. Acil müdahalenin hızlandırılması ölümleri önleyebilir ve iyileşmeyi önemli ölçüde hızlandırabilir. Bu özellikle kalp yetmezliği, boğulma, travmalar ve solunum sorunları için geçerlidir. Otomatik Harici Defibrilatör (AED), ilaç tedavisi, Kardiyopulmoner Resusitasyon (CPR) yardımcıları gibi can kurtaran teknolojiler, bir drone tarafından taşınabilecek kadar kompakt tasarlanmaktadır.

Ambulans Drone için; gelişmiş yaşam desteği için temel malzemeleri içeren kompakt bir uçan araç kutusu geliştirildi. Taşınabilirlik ve katlanabilirlik, drone’nun içeride de herhangi bir yerde kullanılmasına yardımcı olur. İlk prototip, Otomatikleştirilmiş Defibrilatörün (AED) teslimatına odaklanır. Avrupa Birliği’nde yılda yaklaşık 800.000 kişi kalp krizi geçirmekte, kalp krizi geçiren kişilerin sadece% 8'inin hayatta kaldığı düşünüldüğünde, bu üzücü bir rakamdır. Bu yüksek sayıda can kaybının ana nedeni, acil servislerin olay yerine intikalinde nispeten gecikm yaşamalarıdır. (10 dakika). Beyin ölümü ve kalıcı ölüm, sadece 4 ila 6 dakika içinde meydana gelmeye başlar. Ambulans Drone ile bu hayatta kalma oranını önemli ölçüde arttırılması hedeflenmektedir. Çift yönlü, video destekli bir iletişim kanalının, 112 operatör ve ilk müdahale personelleri arasında drone’da ile bir arada kullanılması ilkyardım sürecini geliştirecektir. İşverenler tarafından başarılı AED kullanımı şu anda% 20'dir. Kişiselleştirilmiş talimatlar ve Ambulans Drone ile iletişim, bu% 90'a kadar artırılabilir. Kısacası, Ambulans Drone mevcut acil durum altyapısını, acil yardım malzemeleri ve her yerde iletişim kurmayı başarabilen hızlı ve kompakt İHA’lar ağıyla genişleterek hayat kurtarmaya yardımcı oluyor.

2018 yılının başından itibaren, drone’ları sadece ilk yardım malzemeleri taşımak için değil, aynı zamanda bir personel ile gerçek anlamda bir ambulans olarak deneme çalışmaları başlamıştır.

Bazı kırsal bölgelerde, insanlar acil durum desteği için saatlerce beklemeleri gerekebilir. Ancak bekleme sürelerini önemli ölçüde azaltabilen ve hayatları kurtarabilecek yeni bir drone ambulansı tasarlanmıştır. Drone kavramı bir pilota ihtiyaç duymaz ve büyük helikopter ambulanslarının aksine bir caddeye kolayca inmek için yeterince küçüktür.

Büyük şehirlerde ambulans ulaşım süresi, trafik ve çeşitli nedenlerden dolayı gecikme gösterebilmektedir. Fakat gecikme sürelerini önemli ölçüde azaltabilen yeni bir drone ambulansı tasarlanmıştır.

Drone, standart bir quadcopter (4’lü pervane) üzerinde modellenmiştir ve GPS, bir pilot veya her ikisinin bir kombinasyonu ile sürülür. Acil tıbbi teknisyeni, ilkyardım sağlamak için drone ambulanslar tarafından olay yerine en hızlı şekilde ulaştırılır. Kompakt bir otomobil büyüklüğünde, daha büyük helikopterlerin aksine, yoğun trafikte bile neredeyse her yere gidebilir. Ambulans drone, Austin, Texas merkezli bir şirket olan Argodesign tarafından tasarlanmıştır. Mark Rolston, firmanın kurucusudur. Mark Rolston: ‘Açıkçası; çok alışık olduğumuz bir durum değil ama dronların askeri ve fotoğraflama durumları dışında ilkyardım ve sağlık sektöründe kullanılması, büyük bir fayda sağlayacaktır.‘’

Şekil 2 Argodesign Quadcopter Drone Ambulans
Şekil 3 Argodesign Quadcopter Drone Ambulans Olay Yeri

İKİNCİ BÖLÜM

2. DRONE’UN ASKERİ ALANDA KULLANIMI

2.1 Drone’un Askeri Alanda Kullanımı

Drone’un askeri alanda kullanımı, son zamanlarda en çok yatırım yapılan drone taşımacılık türüdür. Askeri alandaki drone taşımacılığında en çok yatırımı Amerikan ordusu gerçekleştirmektedir. Amerikan ordusu, Boing firması ile ortaklaşa yürüttüğü, büyük boyutlarda yük taşıyabilecek drone çalışmaları gerçekleştirmektedir. Boeing’in ilk kargo uçağı prototipi-şimdiye kadar yapılmış en büyük drone prototipi olan Godzilla’dır. Dünyanın en büyük havacılık şirketi, otonom sivil insansız uçakların ticari nakliyenin geleceği olduğuna inanıyor.

Boeing’in kargo uçağı vizyonu, Amazon, DHL ve hatta Domino’s Pizza gibi tüketici odaklı şirketlerin mevcut planları ile çok az ortak noktası var. Bu şirketler, direkt olarak son teslimat noktasına odaklanıyor ve evde müşteriye küçük paketler ya da yiyecekler taşıyorlar. Örneğin, DHL 2014'ten beri drone teslimatları üzerinde deneyler yapıyor ve Amazon Mart 2017'de ilk Prime drone teslimatını yaptı. Boeing’in prototipi, ev teslimatı için tasarlanmadı.

Boing 747 drone’u üretilmiş olan en büyük drone olup, en uzun menzile sahiptir. 15 metre uzunluğunda ve 18 metre genişliğinde, altı metre uzunluğunda pervanelere sahip sekiz karşı dönüşlü motora güç sağlayan özel pillerle donatılmış saatte 70 mil teorik hızda birkaç yüz metre yükseklikte uçmasını sağlıyor. Bu uçan canavar 500 pound’a kadar kargo yükleyebilir. Tanıdık bir veri noktası sunmak için, günümüzün en büyük tüketici dronu — DJI Agras MG-1 — sadece 22 kilo taşıyor.

Boeing’in prototipi, Boeing’in geçen Ekim’de satın aldığı otonom uçuş geliştirme şirketi Aurora Flight Sciences’ın teknolojisi sayesinde tamamen kendi kendine uçuyor. Aslında, Aurora ve Boeing’den prototipi üç ayda bir inşa eden 50 kişilik küçük bir ekipti. Aurora, ABD Hava Kuvvetleri ve Darpa olarak adlandırılan Lightningstrike, tam otonom bir drone için bir prototip oluşturduğu bir başlangıç ​​yapmıştı. Fakat bu konsept, Boeing’in oktocopterinden tamamen farklıydı; bir uçağın bir helikopter gibi iniş yapabildiği ama ürünler uçağın yükleme şekli ile aynıdır. Bell Boeing V-22 Osprey’e benzer bir mimari kullanmaktadır.

Şimdiye kadar, Boeing tüm drone teknolojilerini silahlı drone’lar için kullanıyordu. Bu insansız hava araçlarının çoğu, uzaktan kumandalarla güçlendirilmiş, ölçekli uçaklar veya tam helikopterlerdi. Şimdi, 94 milyar dolarlık Chicago şirketi, ulaşımın geleceğinin, daha önce öngörülenden daha büyük bir fırsatı temsil ettiğini ve zaman içinde askeri kullanımı aşacağını kabul ediyor gibi görünüyor. Bu nedenle, askeri uçakların tipik uçak tasarımı yerine, daha küçük tüketici uçaklarının ve Amazon’un teslimat prototiplerinin olağan çoklu motor mimarisini kullanan bu aracı tasarladı. Bir basın açıklamasında, Boeing Teknoloji Direktörü Greg Hyslop, prototipin Boeing’in “hava seyahatini ve ulaşımını gerçekten değiştirmek için” önemli bir adım olduğunu söyledi.

2.2. Askeri Drone’ların Lojistik Destek açısından Önemi

JTARV, ABD ordusu için savaş alanı desteğinin bel kemiği olabilecek donanımlara sahip bir askeri taşıma drone’udur. Ortak Taktik Hava Aracı veya JTARV olarak adlandırılan ve Ordu Araştırma Laboratuvarı’nda geliştirilen askeri taşıma drone’u “savaş alanında Amazon” ile karşılaştırılıyor. Tek bir komutla, ihtiyaç duyulan askerler nerede olurlarsa olsunlar drone tarafından tedarik edilebiliyor. (ARL Magazine)

Her ordunun en önemli alanlarından biri lojistiktir. Askerileri, askeri teçhizatı, yakıtı ve ekipmanları yeniden tedarik etmek her ordu için büyük bir öneme sahiptir.

Ancak, malzemelerin taşınması riskli bir iştir, bu yüzden araştırmacılar, riski en aza indirmek için lojistik destek ekibindeki aktif görevli sayısını azaltmak için çalışıyorlar.

Bu yüzden ordu JTARV üzerinde çalışıyor. “Hoverbike” lakaplı ve insansız quadcopter, ordu ile Deniz Piyadeleri arasındaki ortak çabaların bir parçası olarak iki yıldan fazla süredir çalışıyor. Başlangıçta İngiltere merkezli Malloy Aeronautics tarafından yaratılan ( Kickstarter’da finanse edilen) makine, geçen hafta Savunma Bakanlığı yetkilileri için gösterildi. Malloy ve ARL, JTARV’yi geliştirmek için sözleşme kapsamında birlikte çalışıyorlar ve Deniz Araştırmaları Ofisi de proje üzerinde çalışıyor.

Şekil 4 JTARV Hoverbike

Askeri alanda tedarik zinciri malzeme ulaştırma açısıdan çok büyük önem taşımaktadır. Geçmişten bu yana ordular, tedarik zincirini sorunsuz, hızlı ve can kaybı riskini en aza indirmek için çok sayıda çalışmalar gerçekleşmiştir. 1. Dünya Savaşı’nda, ordular için başka coğrafyalarda savaşmanın en büyük sorunu tedarikti. 1. Dünya Savaşı’nın ordu gücü olarak dengesiz olmasına rağmen, 4 yıldan uzun sürmesinin en büyük sebebi tedarik zincirinde yaşanmış olan problemlerdir. Anzak askerlerinin sayı ve mühimmat üstünlüğüne rağmen, şanlı Türk Ordusu’na üstünlük sağlayamamasının en büyük nedeni, asker ve mühimmat tedarikini sorunsuz bir şekilde sağlayamamasıdır. Türk Ordusu; Sarıkamış Harekatı’nda Rus askerlerini püskürtmek amacıyla zorlu hava koşulları ve yetersiz tedarik planlaması sebebi ile 60,000 şehit vermiştir. 2. Dünya Savaşı’nda da yine tedarik zincirinde yaşanan problemlerden nedeni ile Alman Nazi Ordusu, hedefi olan Rusya’ya ulaşamadan savaşı kaybetmiştir.

Birçok askeri proje, insansız veya azaltılmış yönetim modeli ile rekabet ederken, baskı, sivil lojistik ve distribütör şirketlerine, rekabetçi bir iş dünyası ile birlikte lojistik sektörü ile ilgili insansız kaynak sağlamak için donanım, yazılım ve sistemlere öncülük etmektir. Amazon, Fedex, UPS ve Rakuten gibi şirketler, insansız dağıtımın düzenlenmiş hava sahasında mümkün olduğunu kanıtladılar. İlginç bir şekilde, bu şirketlerin arkasındaki iş mantığı, 1950’lerde pazarlama kavramları ile birleştiğinde II. Dünya Savaşı’ndan dersler çıkardı. Bu büyük uyarının hem gelecekteki askeri istihbarat, İnsani Yardım ve Afet Yardımı görevlerine yönelik insansız hava aracı çalışmalarına ilham vermesi ve uyarması gerekir.

Şekil 5 JTARV Hoverbike Testi

2.3. Askeri Drone’ların Lojistik Destek Açısından Geleceği

Birkaç drone şirketi askeri alanda kargo taşımacılığı için dronların geliştirilmesine yönelik bir çok çalışma gerçekleştirmektedir.

Pekin merkezli bir Çin start-up ​​şirketi olan Sichuan Tengden Technology, 20 ton yük taşıma kapasitesine sahip bir yük taşıma drone’u geliştirdiğini açıkladı. Daha sonra dünyanın en büyük ticari insansız hava aracı haline geleceğini öngörüyor. Yüksek teknoloji üreten şirket, Çin havacılık uzmanları ve Çin devletinin sahip olduğu bir yatırım şirketi tarafından kuruldu.

Sichuan Tengden Teknolojisine göre drone, sekiz motor, 41 metrelik kanat ve 7500 kilometreye kadar uçuş kapasitesine sahip olacak.

Drone’un ilk uçuşu 2020 olarak planlanıyor. Sichuan ayrıca, bir yük taşıyabilen drone’un, uçuş ekibi olmadığı ve daha az yakıt ihtiyacı olduğu için, geleneksel hava kargo taşımacılığının maliyetlerini yarıya indirebileceğine de dikkat çekiyor.

Ancak Sichuan, kargo drone girişimlerine yatırım yapan tek şirket değil. Kaliforniya merkezli bir şirket olan Natilus, 90 ton kapasiteli benzer bir yük taşıyabilir drone geliştiriyor. Drone 60 metre uzunluğunda olacak ve 2020 yılında ilk kez kalkış yapacak.

Geçen yaz, askeri Predator uçağının boyutu ve ağırlığı hakkında 30 metrelik bir prototipin FAA tarafından onaylanmış bir testi gerçekleştirilmişti. Natilus, 30 saatlik deneme sürüşlerinde prototipi uçurmak için, Los Angeles ve Hawaii arasında 317 kilogramlık bir yük ile uçmayı hedefliyor.

Dronlar, yaklaşık 20.000 feet yükseklikte uçan turboprop ve turbofan motorları ve standart jet yakıtlarıyla güçlendirilecek. Bu, ticari hava yollarının çok altında olsa da, yakıt tasarrufu açısından yeterince yüksek. Bu nedenle, mevcut ticari hava kargo taşımacılığının maliyetinin yarısı anlamına gelecektir; bu da daha az yakıt maliyeti ve personel maliyetinden büyük oranda tasarruf sağlayacaktır.

Hedef, 2020 yılına kadar tam ölçekli bir dronun üretimini bitirmek, ardından ticari uçuşlara başlamadan önce test ve sertifikasyon yapmaktır. Şirket, dronları doğrudan Amazon, UPS ve birçok havayolu şirketi gibi müşterilere satmayı öngörüyor, ancak aynı zamanda devletlere askeri destek amaçlı satış yapmayı da hedeflemektedir.

2.4 Askeri Drone’lar ile Askeri Mühimmat ve Tıbbi Malzeme Sevkiyatı

Ön saflarda görev alan askerler, Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından kabul edilen yeni programlar altında Amazon Prime Air tipi teslimat drone’ları tarafından desteklenecek.

Savunma bakanları, Amazon gibi tüketici firmalarının, tehlikeli savaş bölgelerine askeri teçhizat ve tıbbi malzeme gibi paketleri daha hızlı, daha ucuz ve daha güvenli bir şekilde ulaştırmalarını sağlamak için son zamanlarda çok çaba sarf ediyor.

Savunma mühendisleri, gelecekte herhangi bir askeri lojistik zincirinin bir parçası olarak, insansız veya uzaktan kumandalı araçlar tarafından korunan, kendi kendini süren kamyonların konvoylarını da inşa etmeyi düşünüyor.

Birleşik Krallık’ta 3 milyon sterlin ödüllü askeri sevkiyat drone’u yarışması düzenlendi. Düzenlenen yarışma açıklamasına göre; kötü hava koşulları altında, ön hattın hemen arkasından birliklerin savaştığı yere kadar, askeri mühimmat ve tıbbi malzeme tedariğini kapsamakta.

Askerlerin riskini azaltmak ve verimliliği artırmak için İngiltere, savaş uçaklarının insansız teslimatı için özel sistemler geliştirmeyi ve özel teslimat drone’larının geliştirilmesinde hızla ilerlemeyi hedefliyor.

Savunma ihalesine başkanlık eden Harriet Baldwin, MOD adlı yarışmanın amacının askeri personeli güvende tutmak için en son teknolojiyi kullanmak istediğini söyledi.

Şöyle devam etti: “Biz, sektöre ve akademiye karşı, ön cepheye tedarik sağlayacak olan, çığır açan otonom sistemler tasarlamak için askeri tedarik drone’u üzerinde çalışmak zorundayız.”

Drone’ların güvenliği, hava alanları ve uçaklar etrafındaki konvansiyonel uçuşlar arasındaki mesafelerin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği de belirtiliyor.

Royal United Services Enstitüsü’nün geleceği ve teknolojisi için kıdemli araştırma görevlisi olan Liz Quintana, insansız araçların yaratılmasının askeri araçlar ve kargo uçaklarının “silahlı insansız hava araçlarını kullanmaktan biraz daha az tartışmalı olacağını” söyledi.

Amerika, 2012’de Afganistan’da bir drone test etti ve bunu Helmand vilayetinin etrafındaki ileri çalışma üslerine giden feribot seferleri için kullanıyordu.

ABD Ordusu da bu yılın başlarında, ortak taktik hava desteği aracı olarak adlandırılan bir lojistik “hover bike” ı tanıttı. ABD Ordusu’nun araştırma laboratuvarı, drone’un, 800 milden fazla menzile 800 pound yük taşımasını hedeflediğini açıkladı.

ABD Sağlık Bakanlığı’nın projelerine öncülük eden Peter Stockel şunları söyledi: “Öncesinde, ticari şoförsüz araçların geliştirilmesi, drone teslimat hizmetleri ve bu gibi savunma ve güvenlik sektörü ile çalışmamış olabilecek örgütlere ulaşmak ve onları teşvik etmek istiyoruz.”

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

3. Askeri Taşıma Drone’larının TSK’ya uyarlanması

3.1. Askeri Taşıma Drone’larının TSK’ya sağlayacağı faydalar

Askeri taşımacılık alanında kullanılan drone’lar; TSK tarafından geliştirilmesi üzerinde çalışmaktadır.

Askeri alanda TSK’nın hali hazırda, üretimini kendisinin yaptığı saldırı ve gözetleme amaçlı bir çok drone çeşidi bulunmaktadır. Halihazırda TSK’nın kullanmakta olduğu saldırı drone’larının geliştirilip aynı zamanda taşımacılık yapmasını sağlayacak yerli teknoloji üretimi taşıma drone’u AR-GE çalışmaları başlamıştır. 2020 yılında ilk denemesi yapılacak olan drone’un 2023 yılında aktif kullanıma geçirilmesi planlanmaktadır.

TSK drone teknolojisini aktif halde kullanmaktadır fakat kullanılan drone’lar sadece saldırı ve gözetleme amacı ile kullanılmaktadır. Taşıma drone’u kullanımında diğer ülkelere göre yetersiz kalmaktadır.

3.2. Askeri Taşıma Drone’larının Terör Tehdidine Etkileri

Terör 21. yüzyılda tüm ülkelerin ortak sorunu haline gelmiştir. Özellikle Afrika, Ortadoğu ve ülkemiz Türkiye coğrafyasında büyük bir tehdit oluşturmaktadır. 21. yüzyılda terör ile mücadelede en fazla asker kaybeden ülke Türkiye’dir.

Terör ile mücadelede ilk drone kullanımına ABD ordusu Afganistan’da geçmiştir fakat bu drone’lar saldırı ve gözlem amaçlıdır. Yine ABD ordusu terör ile mücadelede ilk olarak K-Max adındaki taşıma drone’unu 2011 yılında kullandı.

ABD ordusunun Afganistan’da alınan başarısız sonuçların en büyük sebeplerinden biri olarak zorlu arazideki tedarik problemi olarak görülmekteydi. Bu sorunu ortadan kaldırmak için K-Max helikopterini insansız hava aracı drone teknolojisi ile geliştirerek K-Max insansız taşıma drone’unu geliştirdi. ABD ordusu K-Max’i ilk olarak Afganistan’daki ABD karakolları arasında mühimmat taşımacılığı için kullandı. Sonrasında zorlu savaş bölgelerinde askerlere mühimmat desteği sağlama amacı ile kullanılmaya başladı. ABD ordusu; insansız taşıma drone’larını Suriye’deki terör mücadelesinde de kullandı.

Şekil 6 K-Max İnsansız Taşıma Aracı
Şekil 7 K-Max Kullanım Planı

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

4. Sonuçların Değerlendirilmesi ve Gelecekteki Planlamalar

4.1 Sonuç

İnsansız taşıma drone’larının askeri alanda en aktif kullanan ülke olan ABD, Afganistan ve Suriye bölgesindeki terör ile mücadelede insan kaybını ve taşımacılık konusunda zaman kaybını en aza indirmektedir. 2018 yılı itibari ile ABD ordusu dışında İsrail ve İngiliz ordusu da insansız taşıma drone’larını askeri amaç ile kullanmaktadır. Birçok ülke de insansız taşıma drone’ları için büyük yatırımlar yapıp AR-GE çalışmaları gerçekleştirmektedir. Bu ülkeler içinde ülkemiz Türkiye de bulunmaktadır.

Türkiye’nin özellikle doğu bölgesindeki terör mücadelesinde insansız taşıma drone’larının kullanımının büyük fayda sağlayacağı düşünülmekte. Türkiye’nin doğu bölgesindeki zorlu arazi koşullarında tedariğin sağlanması çok zor koşullarda ve kayıplarla gerçekleştirilmektedir. Bu sebepten dolayı; insansız taşıma drone’ları Türkiye’nin terör ile mücadelesinde büyük bir avantaj sağlayacağı düşünülmektedir. TSK insansız taşıma drone teknolojisi için büyük bir AR-GE çalışması gerçekleştirmektedir.

Entrepreneur. Master’s Degree: Entrepreneurship konakakademi.com

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store